|
BÜYÜK ÇÖKÜŞÜ İLK GÖKSEL BİLDİ |
|

“Ekonomik kriz Türkiye’yi çok zayıflatacağından, Türkiye siyasi olarak büyük güçlere boyun eğmek zorunda kalacaktır.” “Dünya borsalarının dibe vuruşu, 2009 yılı sonuna kadar devam edecek.” TURKTIME SİTESİ, 3 Mart 2009’da ERHAN GÖKSEL’in DÜNYA EKONOMİSİNDE YAŞANAN BÜYÜK ÇÖKÜŞ ÜZERİNE AYLAR ÖNCE ÇEŞİTLİ MEDYA ORGANLARINDA YAYINLANAN RÖPORTAJLARINDINDAN YOLA ÇIKARAK HAZIRLADIĞI HABER Dünya borsalarının dibe vuruşu, 2009 yılı sonuna kadar devam edecek. 2009’da öncelikle ekonomik olarak neler olacağına kısaca bir değerlendirdikten sonra, bunun siyasi yansımalarını ele alayım. Tabiî ki böyle kapsamlı bir konunun çok uzun olarak değerlendirilmesi gerekir ama yer darlığı ve böyle kısa bir röportajda ancak başlıklarını zikrederek geçebileceğim. Benim analizlerim ve bu analizlerden çıkardığım öngörülerim şu anda Türkiye’yi kaplayan genel iktisadi anlayışlarla taban tabana çelişmekte. Beklenenin aksine, bana göre; dünya borsalarının dibe vuruşu, 2009 yılının sonuna kadar devam edecek. Dünya piyasaları toparlanmadan, Türkiye’nin toparlanması kesinlikle mümkün değil. Bugün için en kritik şey, 1929 ölçeğinin çok ötesinde bütün dünya piyasalarının Amerika’ya ve dolara tam anlamıyla indeksli hale gelmiş olmasıdır. Bu krizde dünyanın ABD ve Çin dışında kreditörü yok. Çin de -henüz ABD ile karşı karşıya gelmeye henüz kendisini hazır hissetmediği için- kendi parası Yuan yerine Doları destekliyor. Yani Çin, ABD’yi desteklediği için, Dünyanın yeni bir para birimine geçebilmesi de imkansız. Kesin olan bir şey var: Amerikan piyasaları toparlanmadan Avrupa; Avrupa toparlanmadan da Türkiye’nin toparlanması kesinlikle mümkün değildir. Bunları Türkiye’de dövizin seyri, iç-dış borç stokunun geleceği için söylüyorum. Özellikle borsada oynayanlar için şunun altını çizeyim: IMKB, 2009 sonunda 20 binlerin çok altını, hatta 15 binleri bile görebilir. Ayrıca şunu da ekleyeyim; Amerika’daki finans krizinin Amerikan ekonomisini vurmaya başlaması, kısaca ekonomik kriz daha yeni başladı. Bugüne kadar yaşanan Finans krizi idi. ABD ve Küresel Krizin Türkiye’ye yansıması henüz olmadı bile. Bu kriz, bir iki ay içinde mutlaka bize yansıyacak. ABD finans krizi başladığında büyük varlık yitiren Avrupa finans dünyası -yani mortgage ve hedge fonlarda büyük para kaybeden Avrupa- bugünden sonra gelişecek olan deflasyon ve üretim çöküşü nedeniyle –yani Amerika’da ekonomik kriz derinleştikçe- Avrupa ekonomisi bundan çok ağır yaralar alacak. Kriz öncesi Avrupa’nın toplam ihracatının % 60’ı Amerika’ya yapılıyordu. Amerikan Ekonomisi, Avrupa mallarını alamadığı zaman % 60’lık bir ihracat küçülmesi yanı sıra, -yarı yarıya küçüldüğünü varsaysak, yani % 30 küçülse- ayrıca Avrupa Birliği’nin kendi yapısal ekonomik sorunlarını da işin içine kattığımızda, Avrupa ekonomilerinde önümüzdeki 5 yıl boyunca çok ciddi bir krizin içinde olacağında hiç kuşkum yok. Yerel Seçimin sonuçları, muhalefet partilerinde büyük bir depresyon ve çöküntü yaratacaktır. Böyle bir durum AKP’den çok, yerel seçimin hemen ertesinde Cumhuriyet Halk Partisi de başta olmak üzere muhalefet partilerinde büyük bir depresyon ve çöküntü yaratacaktır. AKP için de bu ekonomiyi -Hükümetin son derece acz içinde olması nedeniyle- 2009 içinde yönetemeyeceğinden önümüzdeki 2009’un sonuna kadar taşıyamayacağını ve 2009 sonunda veya en geç 2010 başında Türkiye’nin bir genel seçime gitmek zorunda kalacağını, çok iddialı olarak söyleyebilirim. Dünyadaki sorunlar, Türkiye’ye katlanarak çok daha ciddi olarak yansıyacak. 2009 da Dünya’da neler olacak? Dünyadaki sorunlar Türkiye’ye tahmin edilenden çok daha ciddi olarak yansıyacak. Amerika Birleşik Devletleri’nin bu krizi aşabilmesinin en önemli ve tek yolu -küresel sermayenin en önemli yönetim noktası olan- Amerikan Devleti’nin ve Amerikan Toplumu’nun üretim yapması, yani üretimi artırmasıdır. Ancak reel sektörün bu konuda üretim yapması bu ortamda mümkün değildir. Halkın yani tüketicilerin parası kalmamıştır. Para, bir kısım zenginin elinde toplanmıştır. Ayrıca halka ait menkul ve gayri-menkul değerler de -özellikle de halkın ev ve iş yeri gibi emlaklarında- büyük değer yok olmaları meydana gelmiş, varlıklar kaybolmuştur ki; bu bile Amerikan halkı için başlı başına bir felakettir.
Devamını Okumak İçin Tıklayınız...  |
|
Son Güncelleme ( Cuma, 20 Mart 2009 )
|
|
|
YEREL SEÇİMİN SONUÇLARI, MUHALEFET PARTİLERİNDE BÜYÜK BİR DEPRESYON VE ÇÖKÜNTÜ YARATACAKTIR |
|

YALÇIN BAYER’in 3 Mart 2009’da, ERHAN GÖKSEL’in 31 Aralık 2008’deki ODA TV SÖYLEŞİSİNDEN YAPTIĞI ALINTI GÜNÜN SÖZÜ "YEREL seçimin sonuçları, muhalefet partilerinde büyük bir depresyon ve çöküntü yaratacaktır. Böyle bir durum AKP’den çok, yerel seçimin hemen ertesinde CHP de başta olmak üzere muhalefet partilerinde büyük bir depresyon ve çöküntü yaratacaktır. AKP için de bu ekonomiyi -hükümetin son derece acz içinde olması nedeniyle- 2009 içinde yönetemeyeceğinden önümüzdeki 2009’un sonuna kadar taşıyamayacağını ve 2009 sonunda veya en geç 2010 başında Türkiye’nin bir genel seçime gitmek zorunda kalacağını, çok iddialı olarak söyleyebilirim." Devamını Okumak İçin Tıklayınız...
 |
|
Son Güncelleme ( Salı, 03 Mart 2009 )
|
|
|
DEMİŞTİK, TEKRARLAYALIM.. |
|

Kamuoyunun en çok anlamakta zorlandığı şey şu; Amerika’nın ekonomisi çökerken Dolar neden yükseliyor? ODA TV’NİN 2 Mart 2009’da ERHAN GÖKSEL’in DOW JONES İNDEKSİNİN 7000 ALTINA DÜŞMESİ ÜZERİNE 18 Kasım 2008’de YAPILAN SÖYLEŞİSİNİ BUGÜNLERİ AÇIKLAMAK İÇİN AYNEN YENİDEN YAYINLADI DOLAR NİYE ARTIYOR? Dow Jones çöktü ama bizde Dolar yeniden yükselişe geçti. Bu soruyu Erhan Göksel"e 18 Kasım 2008 tarihinde sormuştuk. "Kamuoyunun en çok anlamakta zorlandığı şey şu; Amerika’nın ekonomisi çökerken Dolar neden yükseliyor? Dünyadaki Amerikan sermayesi, dünya sermayesinin köken olarak % 75’ini oluşturuyor. Bunların % 40’ı Amerika dışında. Amerika dışında olanlar, örneğin Türkiye’ye gelen Amerikalılar, yabancılar, Türk Lirasına dönerek yatırım yapıyorlar, devlete kağıt satıyorlar. Dünya faizinin iki katını ödüyoruz çünkü. Borsaya giriyorlar. Şimdi Amerika’da kriz çıkınca, yani sermayenin kendi karargahında, kendi evinde yangın çıkınca, o yangını söndürmek için gereken “su”; en öncelikle Amerika dışındaki sermayesini geri çekmektir. Bazı iktisatçılar sanırım Türkiye’de edebiyat okuyorlar iktisat yerine; televizyonlarda saçmalamalarının nedeni de bu.
Türkiye’de ki Amerikan sermayesi Amerika’ya geri dönmeye karar verince, o zaman Türkiye piyasasında Dolar'a talep oluyor. Dolar'a talep olunca doların fiyatı; piyasa mantığıyla talep çok yükselince fiyat yükseliyor. Şimdi burada çok büyük bir emme basma tulumba oluşuyor. Bundan bir süre önce dolar 1.700’lere çıktığında Merkez Bankası müdahalelerine rağmen - Merkez Bankası bence bu işi yönetemedi- bizim Türk halkı bir daha bu fiyatları bulamayız dedi. Medya bunu “manipüle” etti. En acı yanı Türk halkı 2, 3 yıldır dolar almış 1.100’ler 1.195’lerde sürünüyor, kendilerini psikolojik olarak çok rahatsız hissederken, yabancılara hizmet eden bir medya pompaladı, tüm Türk Halkı ki; resmi rakam, Türklerin o iki-üç günde 7,5 milyar dolar sattığını gösteriyor. 15 gün önceki 1.650, 1.700 bandını yakaladığında. Peki şimdi bugün ne oluyor?
Dünyada yabancılar çıkmaya başladı, çok nettir bu. Çıkış artarak devam edecek. Yabancıların büyük bir kısmı vadeli işlemlerle çıkışlarını da garanti altına aldılar. Bu çıkış başladığında Dolar yükseldi, yani yabancı Doları talep ettiğinde. Birilerinin Dolar satması lazım ki yüksek fiyattan Dolar satın almasınlar.
Ben kısa süreler üzerine spekülatif şeyleri konuşamam. Neden konuşamam? Türkiye’de 50 milyon doları olan bir insan emme basma tulumba gibi, manipülasyon yaparak, kısa dönemde fiyatı indirip, çıkarabilir. Şunu söyleyebilirim; gelişecek trendleri. Yerel seçimlere kadar eğer Hükümet hala uyumaya devam ederse; dolar 2 milyon liraya çıkacak gibi gözüküyor ve dolardaki artış bundan sonra, kısmi iniş çıkışlar dışında geri dönüşü mümkün olmayan bir süreçte ilerleyecek. Siz cari açığınızı düşürtüp, dış borçlarınızı azaltana kadar devam edecek. Hükümetin cari açığı düzeltebilmesi de mümkün değil.
Türkiye’yi yakın dönemde bekleyen en büyük risk, bence bankacılık sektörünün dış borçları, dövize endeksli borçlarıdır. Hükümetin ve BDDK’nın, hatta Bankaların kendi açıklamalarının tam tersine; dünyada yaşanan “Küresel finans krizi”, Türk Bankacılık sistemini “direkt” olarak tetikleyecektir. Bu tetikleme de dolaylı olarak üretim sektörünü vuracaktır. Ülkedeki çoğu ekonomi yazarı ve hocası “bizim bankacılık sistemi çok sağlam” diye ahkam keserek önce kendilerini, sonra da maalesef Hükümeti ve bankaları kandırmaktadırlar.
Türk Bankacılık sisteminin tonla dışarıdan alınmış sendikasyon kredisi, döviz borcu vardır. Döviz rezervlerinin yabancılara ait olanları da hızla dışarı hareket edecektir. Kullanılan bu kredilerin vadesi geldiğinde yabancılar yenileyemeyecektir. Bu durumda da kendisini kurtarmak için borç riski taşıyan bankalar, kullandırdıkları kredileri geri çağıracaklardır. Hem de iktidarın baskılarına rağmen, hem de bağıra bağıra. Bu durum tüm üretim sektörü ve piyasaları sarsacak, ama asıl bankaları, onların geçim kaynağı olan verdikleri kredilerden elde ettikleri faizden mahrum edecek; böylece bankalar istemeyerek de olsa bir anlamda intihara sürüklenecektir." Devamını Okumak İçin Tıklayınız...
 |
|
Son Güncelleme ( Salı, 03 Mart 2009 )
|
|
|
İŞÇİLERİN VE ERHAN GÖKSEL'İN GÖZYAŞLARI |
|

“İşte, millî değerleri savunanları böyle etkisizleştirmeye çalışıyorlar ama merak etmeyin, bu ülkeyi koruyan maddi ve manevi kuvvetler var. Onları yıldıracak bir iktidar gücü de yok!” AFET ILGAZ’ın 1 Mart 2009’da MİLLİ GAZETE’de ERHAN GÖKSEL ÜZERİNE YAZDIĞI KÖŞE YAZISI
Erhan Göksel'in gözaltına alınmasına herkes çok şaşırdıydı. Neyse, bu konuda epey bir şeyler yazıldı. Yazılmıyan bir şey var ki, o da bazı konuşmalardan dinlediğim ve bazı yazarlardan okuduğum, ifadesini verirken kendisini ağlatan şu sözlerdi: "Ben nisan ayında Türkiyemizin başına gelecek olaylara dikkat çekmeye çalıştım. Seçimlerden sonra bölge belediye başkanları bazı bölge milletvekilleriyle birlikte Barzani'nin desteği ile BM'ye müracaat edecekler. ABD ve AB'nin desteğini alarak BM'den barış gücü askeri talep edecekler. Ve ne yazık ki Türkiye aleyhine karar çıkartacaklar. Bunlara dikkat çekmek, ülkemin bölünmesini engellemek için konuşuyorum. Bunun için araştırma yapıp yazıyorum. Ama bana çete (Ergenekon) suçundan gözaltına alınmak reva görüldü. Artık bu işleri bırakıyorum. Evimde sessiz sedasız oturacağım." İşte, millî değerleri savunanları böyle etkisizleştirmeye çalışıyorlar ama merak etmeyin, bu ülkeyi koruyan maddi ve manevi kuvvetler var. Onları yıldıracak bir iktidar gücü de yok! Devamını Okumak İçin Tıklayınız...
 |
|
Son Güncelleme ( Salı, 03 Mart 2009 )
|
|
|
Erhan Göksel'in Yeni Şafak öfkesi |
|

“ERGENEKON’LA İLGİLİ GÖZALTINA ALINMAMDAN ÖNCEKİ DÜŞÜNCELERİMİ, YENİ ŞAFAK GAZETESİ AÇIKÇA YENİYMİŞ GİBİ VE ÜSTÜNE ÜSTLÜK ÇARPITARAK YAYINLAMIŞTIR.” CAN ATAKLI’nın 28 Şubat 2009’da VATAN GAZETESİ’nde ERHAN GÖKSEL’in “ERGENEKON” DEĞERLENDİRMESİ ÜZERİNE YAZDIĞI KÖŞE YAZISI Çarşamba günü Yeni Şafak Gazetesi’nde yayınlanan “Erhan Göksel de Ergenekon’un yüzde 75’inin doğru olduğunu söyledi” haberini kaynak göstererek “AKP medyası Ergenekon konusunda sözleri çarpıtarak yayınlıyor ve bu sayede yapılanları haklı göstermeye çalışıyor” demiştim. Ardından da “Yüzde 75’i doğruysa yüzde 25’i yalan demektir. Ama acaba neler yalan ve bu yalanlar yüzünden kaç kişi mağdur edildi?” diye sormuştum.
Yazıdan sonra ilk arayan Erhan Göksel oldu. Göksel “Çok iyi bir noktayı yakalamışsınız” dedikten sonra şöyle dedi:
“Ben bu açıklamayı gözaltına alınmadan bir hafta önce yaptığım televizyon programında söylemiştim zaten. Serbest kaldıktan sonra ODTÜ’de bir konferans verdim. Gözaltına alınmadan önce böyle düşündüğümü ama sorguda bu görüşümün doğru olduğunu anladığımı söyledim. Zaman Gazetesi de konferansı izlemiş ve bunu yapmış.”
Göksel bu konuşması sırasında Ergenekon’un buna rağmen sonuca ulaşmayacağını savunduğunu belirterek “Çünkü gördüm ki savcıların faili meçhullerle ilgileri yok. Bu durumda Ergenekon sonuçlanmaz” dedi.
Bu sözlerinin Zaman Gazetesi’nde yer aldığını belirten Göksel “Yeni Şafak haberi Zaman’dan almış ama bu bölümünü çıkarmış. O zaman ortaya başka bir anlam çıkıyor” diye konuştu.
Yeni Şafak’a çok öfkeli olduğunu belirten Erhan Göksel “Bu yapılan medya yoluyla gerçekleri çarpıtmaktır, ahlaka sığmaz. Yeni Şafak’ı dürüst olduğu için beğenerek izlerdim ama yapılan bu ahlak dışı haberden sonra bu görüşüm tamamen değişti. Bu söylediklerimi aynen yazabilirsiniz” dedi. Göksel aynı duyguları gazetenin yazarı Fehmi Koru için de hissettiğini sözlerine ekledi. Devamını Okumak İçin Tıklayınız...
 |
|
Son Güncelleme ( Pazartesi, 02 Mart 2009 )
|
|
|
Ergenekon'un Yüzde 75'i Doğru! |
|

Ergenekon soruşturmasında gözaltına alınan Erhan Göksel iddianame hakkında ilginç açıklamalarda bulundu. ERHAN GÖKSEL'in ODTÜ’de “KÜRESEL KRİZ VE ULUSLARASI POLİTİKAYA ETKİLERİ” ÜZERİNE” 21 Şubat 2009'de VERDİĞİ KONFERANSIN 23 Şubat 2009’da ZAMAN GAZETESİ’nde AHMET DİNÇ TARAFINDAN YAPILAN HABERİ Ergenekon'dan gözaltına alınıp sorgulandıktan sonra serbest bırakılan Verso araştırma şirketinin sahibi Erhan Göksel, "Ergenekon'daki iddiaların yüzde 75'i doğru." dedi.
ODTÜ Mezunları Derneği'nin düzenlediği 'Ekonomik Kriz ve Küreselleşme' konulu konferansta konuşan Göksel, Ergenekon operasyonundan bahsetti.
İddiaların büyük bölümünün doğru olduğunu belirterek, "Ancak beyaz çamaşırla renkli ve siyah çamaşırlar aynı anda yıkanıyor. Veli Küçük, İbrahim Şahin gibi bir iki piyon ceza alacak ve bu olay kapatılacak. Bu davanın gerektiği biçimde sonuca ulaşacağını sanmıyorum." iddiasında bulundu.
Erhan Göksel, davanın en büyük destekçisinin, faili meçhullerden dolayı Kürtler olduğunu savundu. Ancak faili meçhullerin savcıların umurunda olmadığını, olayın tamamen politikleşip iktidar mücadelesi haline dönüştüğünü ileri sürdü.
Kendi sorgulanma sürecine de değinen Göksel, bilgisayarlarına, telefonlarına ve yayınlanmak üzere hazır olan bir kitabına el konulduğunu, halen geri verilmediğini aktardı. Devamını Okumak İçin Tıklayınız...
 |
|
Son Güncelleme ( Pazartesi, 23 Şubat 2009 )
|
|
|
ERHAN GÖKSEL'DEN BAŞBAKAN'A TAVSİYE |
|

Ekonominin gelecek tufanı beklemekten başka çaresi kalmamıştır. ERHAN GÖKSEL'in “MERKEZ BANKASININ, DÖVİZ İHALELERİ ve FAİZ İNDİRİMİ ÜZERİNE” 20 Şubat 2009'de ODA TV’ye de YAPTIĞI AÇIKLAMA Anlaşılan o ki, hükümet ekonomiden anlamıyor. Aynı şekilde Merkez Bankası’nın da olup bitenlerden zerre kadar haberi yok. Dün akşam Merkez Bankası Financial Times’a haber olacak kadar dünyayı şaşırtacak, doların hızla yükseldiği bir ülkede birden bire faizleri bir buçuk puan düşürdü. Gerekçe ne olursa olsun böyle bir dönemde bu kadar radikal bir önlem alınmamalıydı. Çünkü faizin düşmesi Türkiye’deki sıcak paranın karı düşeceği için, sıcak paranın yurtdışına çıkmasının önünü açacak bir olaydır. 2002’de Kemal Derviş’in ilk yaptığı iş olan “döviz depo ihaleleri”ni yasaklamak olmuştu. Döviz alım ihalelerini altı ay önce başlatmış olan ve bir hafta vade ile sürdüren Merkez Bankası, bundan 3 ay önce de bir haftalık vadeyi bir aya çıkarmak gibi bir beceri göstermişti. Merkez Bankası bu sabah inanılmaz bir şekilde ikinci büyük becerisini gösterdi. Yani, bugünkü kurdan aldığınız dövizi, bankalar olarak üç ay sonra ödeyeceksiniz. Bu durum; yurt dışına gidecek olan Türkiye’deki sıcak paranın kolayca finanse edilmesini, yani bugünkü fiyatı 3 ay sonra ödeyecek bir mekanizma ile ve faizin düşmesi de eklendiğinde, tamamen yabancılara hizmet edecek bir karar halini almıştır.
Bu kararla artık Türkiye’de doların yükselişinin durdurulabilmesi mümkün değildir. Benim sayın Tayip Erdoğan’a acilen bir önerim var. Derhal büyük bir Nuh’un Gemisi yaptırsın. Ve hepimiz içine doluşup, oturup bekleyelim. Ekonominin gelecek tufanı beklemekten başka çaresi kalmamıştır.”
Devamını Okumak İçin Tıklayınız...
 |
|
Son Güncelleme ( Pazartesi, 23 Şubat 2009 )
|
|
|
ERHAN GÖKSEL'DEN NAZLI ILICAK VE MÜMTAZ'ER TÜRKÖNE SALVOLARI ! |
|

ERHAN GÖKSEL’in BURSA KONFERANSI ÜZERİNE 14 Şubat 2009’da TURKTIME’da YAYINLANAN HABER
"Bugün Ergenekeon Davası sürecinde sanki Faili Meçhul Cinayetlerin ortaya çıkmasını savunuyormuş gibi gözüken Nazlı Ilıcak ve Mümtaz’er Türköne, geçmişteki faili meçhulle suçlananların asıl savunucularıydılar. Bu ülkede Tansu Çiller’in Başbakanlık yaptığı dönemde 1797 faili meçhul cinayet işlenmiştir; bu cinayetlerin büyük kısmı kişisel çıkarlar uğruna işlenmiş cinayetlerdir. Öyle ki; bir korucu aşiret, otlak yüzünden kavga ettiği diğer aşiret liderini infaz edilmesini sağlamıştır. Ticari rakip olan ve şahsi husumeti olanlar PKK’lı diye bir çok kişinin infazına yol açmışlardır. “Kurşun atan da yiyen de bizdendir” diye Tansu Çiller’e bu demeci verdiren ve bu nedenle de faili meçhullere zemin oluşturacak dayanağı dolaylı olarak ortaya atan Mümtaz’er Türköne’dir. Bu sözler, Türkiye tarihinin en karanlık döneminin teorik alt yapısını oluşturulmasına dayanak oluşturmuştur. Bugün ise karısı AKP milletvekili, kendisi de Zaman Gazetesi yazarıdır. Adeta demokratmış gibi tavır alarak kendini aklamak için çark etmiştir”. Bugün Çiller dönemindeki yakın mesai arkadaşları bile basında çıkan demeçlerinde Türköne’yi eleştirmektedirler. Geçmişte Susurluk sanığı olarak hüküm giyen ve bugün Ergenekon’dan tutuklu bulunan İbrahim Şahin için kendi köşesinde tam 11 kez şahin’i aklamaya çalışan, yaptıklarını onaylayan ve savunan Nazlı Ilıcak’ı da unutmamak gerekir.” Devamını Okumak İçin Tıklayınız...
 |
|
Son Güncelleme ( Pazartesi, 16 Şubat 2009 )
|
|
|
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>
|
| Sonuçlar 73 - 80 Toplam: 235 |