|

ERHAN GÖKSEL’in 13 Aralık 2009’da MİLLİ GAZETE’de YAYINLANAN EBUBEKİR GÜLÜM ile “KÜRESEL KRİZİN DUBAİ VE TÜRKİYE’de EKONOMİK ETKİLERİ” ÜZERİNE YAPTIĞI RÖPORTAJ VERSO Araştırma Şirketi Sahibi ve Analist Erhan Göksel ile dünyadaki finansal krizi, Dubai modelinin nasıl battığını, Dubai'yi batıran Yahudi sermayesinin oyununu, Türkiye'ye etkilerini ve önümüzdeki döneme ilişkin yeni öngörü ve tahminlerini konuştuk. Göksel, 2004 yılında 2007'deki büyük ekonomik krizi, geçen yıl da Dubai'nin batacağını bir yıl önceden görmüştü. İşte Erhan Göksel ile yeni ve farklı bir röportaj daha... Dubai, örnek gösterilen bir kalkınma modeliydi. Peki, nasıl bir modeldi?
Dubai modeli, hiçbir üretim yapmayan ekonomi demektir. Körfez bankacılığı ile kara para aklamaktan tutun, petrol zengini ülkelerin paralarının yatırıma dönüştüğü, ama turistik yatırımların ötesine geçmeyen; sonuçta, hiçbir sanayi üretimine dayanmayan bir ekonomidir. Ancak, para hareketleriyle ayakta kalabilir. Dünyada para hareketlerinde sıkıntı çıkınca da, bu ekonominin yürümeyeceği ortadadır. Dubai, bu kriz nedeniyle patladı. Dubai modeli, üretim karşıtı bir modelin simgesiydi. Sanal dünya idi. Sahte cennetti. Dubai nasıl zenginleşti. Bu hale nasıl geldi? BAE, 1972'de kuruldu. 7 tane emirliktir. Bu emirliklerin devlet başkanı Abu Dabi'dir. Abu Dabi'de petrol ve gaz vardır. Dubai, başbakanıdır. İkinci adamıdır, ülkenin. Bütün Dubai, bir şehirdir. Şehrin bütün şirketleri, Şeyh'e yani Şeyh Maktum'a aittir. Şeyh Maktum, Dubai'yi uluslararası bankacılık sistemine açtı. Özellikle Türkiye dahil Avrupa Birliği ülkelerinde bütün off shore bankalarının kapatılmasıyla birlikte canlandı. Yani off-shore hesaplarıyla, yani dışarıdan gelen paralarla mı? Dubai'den kredi alan bizdeki bankalar, ortak hesaplardan Dubai'de şube açtı. Ve krediler, oradaki şubelerden buraya aktarıldı. Aslında bunların büyük bir kısmı kara para aklama operasyonuydu. Dubai'nin 11 Eylül fırsatı
Nasıl yani?
11 Eylül, Dubai'nin gelişmesi adına önemli bir tarihtir. Kuleler vurulduktan sonra ABD, para hareketlerini çok sıkılaştırdı. Dünyadaki, kara para aklama rejimi çok zorlaştı. Eskiden yıkama dedikleri yüzde 20 olan aklama oranı, 11 Eylül'den sonra yüzde 40'a çıktı. Dünyada yüzde 40'a yapılan aklama işi körfez ülkelerinde yüzde 20 ile yapılmaya devam etti. Bu Dubai için yeni bir şans oldu. Ayrıca ABD'nin sıkı güvenlik politikaları nedeniyle, bankaları güvenilmez hale gelince, Türkiye ve İslam ülkelerinde para körfeze kaydı. ABD, özellikle gizliliği ortadan kaldıran yasa çıkarttığı için, İsviçre'de para kalmamıştır. Yine Suudi Arabistan'ın bu krizde, son krizde iflas eden Lehman dahil birkaç yatırım fonunda kaybettiği rakam, 1 trilyon dolardır. Suudi Arabistan’ın İsviçre'deki bugünkü bütün parasının 13 milyar dolar olduğu resmi deklaredir. Dubai, dünyadaki parayı çekip gökdelene mi yatırdı?
Dubai Şeyhi, 'Yalancı bir cennet yapar mıyım?' dedi. Bunun için bina ve konut yatırımına girdi. Büyük gökdelenler dikildi. Büyük krediler aldı. Türk yatırımcılar var aralarında. Örneğin Rixos, deniz doldurularak yapılan Palmiye adasında otel yapıyordu. Bu yatırımları yapan devlet değil şirketler. Başbakan aynı zamanda şirket yöneticisi?
Evet. Tüm bunlar yapılırken, Dubai'yi adeta bir şirket gibi yönetiyorlar. Hesaplamadıkları, başkasının parasıyla kalıcı yatırım yapıyorsunuz. Sonuçta, Dubai'nin en büyük şirketi olan Dubai World'un yöneticisi ülkenin başbakanı. Dubai'nin şeyhi El Maktum, aynı zamanda şirketin CEO'su. Bir devlete el koymak o kadar kolay mı?
İsrail'in kuruluşunun nasıl olduğunu hatırlayın. Araplar'dan 50 sene boyunca arazi satın alarak, İsrail'i kurdular. İkinci bir Filistin mi olacak?
Olmaz çünkü. Dubai'de yaşayan Arap sayısı çok az. Burada yaşayan nüfusun, yüzde 40'ı Hintli, Pakistanlı, Çinli. Birçok Asya ülkesinden insanlar gelmiş, orada iş yapıyorlar. Ayrıca ilginç bir yanı da var. Dubai'de, sadece Dubaili olanlar vatandaş, diğerleri değil. Dubai'nin gerçek vatandaşı çok az. Yani oradaki insanların çoğu işçi, hemen kapının önüne koyabilirsiniz. Bu işin arkasında Yahudiler var diyorsunuz. O zaman bu Yahudiler; nasıl her zaman kazanmayı başarıyorlar?
Bunun cevabı için, Selwyn Parker'in “Büyük Çöküş” isimli kitabını okumayı tavsiye ederim. O kitabı okuduğumda, bir tablo ortaya çıktı. 1929 krizi, Avusturya'da JP Morgan'ın bir bankasının batışıyla başlıyor. JP Morgan; Alman hükümetine, batılı ülkelere ödeyeceği savaş tazminatı için 500 milyon dolar borç vermiş. Fransız hükümetine savaşın kalıntılarını temizlesin diye 100 milyon dolar kredi açmış. Ama bankası batıyor ! Krizi bitirmek için 10 yıl sonra İkinci Dünya savaşını çıkartıyorlar. Savaş bittiğinde, dünyanın ikinci büyük sermayesi, JP Morgan oluyor. Bugün de öyle mi? Krizden kârlı çıkan şirketler var mı yani?
Evet. Sürecin başında zarar gören, sonunda en kârlı olan haline gelebilir. Şu anda dünyadaki bu kriz, en çok ABD'yi sarsıyor. Ama ABD'deki Bank Of America, JP Morgan ve Wells Fargo hemen hemen hiç zarar görmedi. Bakın İngiltere'de Bear Stearns'ü battı. Battığı zaman değeri 1 milyar dolardı, JP Morgan tarafından 230 milyon dolara alındı. Yine Merrill Lynch battı. 50 milyar $'a, Bank Of America tarafından alındı. Batanlar, hep birileri tarafından alınıyor. Bundan nasıl bir sonuç çıkarmak lazım?
Buradan şu çıkmasın: Krizleri Yahudiler çıkarıyor diye bir iddiam yok. Yanlış bir iddia. Bu 2007'de başlayıp 2008 ve 2009'a yayılan kriz; 2001'de Nasdaq battığında belliydi. Kapitalizmin kendi iç krizidir. Kapitalizm, sık sık 40-50 yılda bir krize girer. Çürükleri ayıklar, daha da tekelleşerek yoluna devam eder. Kapitalizmin alternatifi olmadığı için de, özellikle Sovyetlerin çöküşü ve duvarın yıkılmasıyla, solun da ortadan kalkmasıyla, siyasi bir alternatif olmadığı için şu anda yaşamaya devam ediyor. Lehman'da Körfez'in parası battı Son krizde kim kaybetti, kim kazandı?
2001 krizi geldiğini gösterince, Nobel ödüllü Stiglitz'in (O da bir Yahudi) söylediği çok önemli bir şey var: "ABD toksik tahvillerini, götürüp ABD dışında üçüncü dünya ülkelerine sattı. Krizin faturasını dışarıya yıktı". ABD, Nasdaq batınca bu mortgage sistemini pompaladı. Bunun için Avrupa ve Asya'dan fonlar buldular. Ve krizin faturasına onlara ödettiler. Geçen sene Lehman Brothers battı. Lehman, City Bank'tan daha eski ve daha büyüktür. ABD, Lehman'ı kurtarmadı. Ama City Bank'ı kurtardı. O zaman niye böyle oldu diye düşündüğümde, bir yıl önce Dubai'nin batacağını onun için söyledim. Çünkü City Bank'ta ABD'lilerin parası var. Lehman'da; Rus Oligarkı’nın 150 milyar doları, Körfez’in 600 milyar doları var. Yıllardır petrol satarak zenginleşen Arap dünyasının, 15 senedir biriktirdiği parayı hiç yorulmadan ceplerine aktardılar. Ayrıca “Lehman Usulü” batma da, 100 bin dolarınız var. Bir gün bir kağıt alıyorsunuz: "Maalesef yaptığınız yatırımlar şirketin fon havuzundadır. Şirketimiz battığı için paranız 0 lira olmuştur" Devlet garantisi falan yok mu?
Dünyanın hiçbir yerinde bu yoktur. Bir tek bizde var. Siz bir yatırıma giriyorsunuz, Ortaksınız. Ortağınız battı, siz de batarsınız. Bundan sonra ne olacak peki?
Benim ki tamamen bir öngörü ve tahmin. Dubai kısa süre içinde batacak. Borçları karşılığında bankalara, bankalar üzerinden de bazı şirketlere gidecek. Ama bu şirketlerin, Jewish (Yahudi) şirketleri olması da gözden kaçmaması lazım. Türkiye'ye nasıl yansıyacak?
Türkiye'ye dokunmaz, bize yansımaz denmesi palavradır. Türkiye, Dubai krizini çok önce fark etmeliydi. Ekonomi bakanımız, bizi etkilemez diyor ama, etkisi finans kesiminde değil ama üretim kesiminde yani gerçek ekonomide çoktan hissedildi bile. Ama ne yazık ki, anlayan yok. Örnek mi; alın size örnek: Çelik sektörü. Önceki yıllarda en fazla ihracatın yapıldığı ülke olan Birleşik Arap Emirlikleri'ne % 69 düşüşle 1 milyon 541 bin ton ihracat yapılabildi. Öte yandan aynı coğrafya'daki Irak'da; geçen yıla göre % 188 artışla 672 bin ton satış yapıldı. Dubai'de 55 tane Türk şirketi iş yapıyor. 6 bin insan çalışıyor. Bunlardan 5-6 tanesi çok büyük. Bir Türk şirketi, Japonlarla metro yapıyor. Şimdi Dubai'den alacağı olan ancak kendisini ayakta tutamayan bir şirket, müteahhidine para ödeyebilir mi? Ödeyemez. Bu nedenle Dubai krizi, Türkiye'deki büyük inşaat şirketlerine, tsunami dalgası gibi, çığ gibi yansıyacak. Ayrıca körfezden Türkiye'ye yatırım için veya borsaya para geldi. Bunlar çıkar mı? Kasım 2008 ile Temmuz 2009 arasındaki 8 aylık dönemde Türkiye'ye; 18,7 milyar dolar kaynağı belirsiz para girmiştir. Sıcak para değil bu. Varlık barışından da gelmedi. Eğer bu paraların kaynağı yüzde 80-90'u körfez ülkeleri ise, Türkiye'den aldığı 3-5 kuruş fazlaya bakmadan ülkesine dönecektir. Önlem alınmazsa, Türkiye'den ciddi bir para çıkışı olacaktır. Biz somut olarak bunu görebilecek miyiz?
Çok basit, dünyada işsizlik artacak. Büyük üretici sektörlerde iflaslar başlayacak. Otomotiv başta olmak üzere, aklına gelen her alanda. Bu sefer, bunların finans sektörü bağlantılarından, finans sektöründe ikinci bir dalgaya yol açacak. Bu ilki gibi, aparkat vurulmuş bir boksör gibi yere düşmeyecek, ama ciddi bir şekilde etkileyecek. Kriz, bu sefer nakavtla değil sayı ile götürecek. Ve bu süreçten çıkışta, elbette para yok olmuyor. Dünyadaki para, buhar olup uçmuyor. Batılı şirketler, bu süreçte çok daha büyüyecek. Müthiş bir sermaye birikimi olacak. Türkiye'yi Dubai krizi gibi bir tehlike bekliyor mu?
Dubai krizi gibi bir kriz olmaz. 2001 krizi gibi bir kriz de olmaz. Türkiye'de, sosyal patlamaya gidecek bir kriz olur. Neden? Çünkü Dubai krizi ve 2001 krizlerinde, finans kesiminde patlama oldu. Bu sefer halkta olur. Bugün işsizlik reel olarak, 10 milyonun üzerinde. Siz hükümetin 3,6 milyon rakamına bakmayın. Çok ciddi bir kırılganlığın arifesindeyiz Önümüzdeki dönemde dünyada ve Türkiye'de, ekonomiye ilişkin yeni bir öngörünüz var mı? Dünyada var. Temmuz ayında; 2009 sonbaharında ekonomik krizde ikinci dalga gelecek dedim. Burada herkes borsa ve piyasalara bakıyor. Zaten borsalar, yaşadığımız büyük krizde yüzde 50 değer kaybetmiş, dibe vurmuştur. Herkes, konuşurken borsaya bakıp konuşuyor. Ancak ekonomiyi, üretim ve işsizlik açıklar. Şu anda ABD ikinci krizin başladığının en tipik gerekçesi, işsizliğin yeniden 10,2 ye çıkmasıdır. İngiltere'de rekor seviyede. Bana göre Obama yönetimi müthiş acemi ve kötü bir yönetim sergiledi. Finans sektörünü kurtarmaya dönük, önce 787 milyar dolarlık arkasından 300 küsur milyar dolarlık kurtarma paketleri çıkardılar. Çünkü finans batarsa, panik çıkar diye. Daha da kötüsü anormal para basıyorlar. Dolar aralıksız devalüe ediliyor ama değeri yerinde sayıyor. Ocak ayından bu yana 2 trilyon dolardan fazla bastılar. 10 ayda bu kadar cash (nakit) parayı dünyaya sürdüler. Yüzde 40 devalüasyon yapıyorsanız, bu devalüasyonun yüzde 10'u ABD'ye yansıyorsa, yüzde 30'unu üçüncü dünya ülkelerine yıkıyorsunuz demektir. Yani ABD, krizin faturasını, dış dünyaya ödetiyor. ABD, finans sektörüne kurtarma paketi açınca, finans sektöründe ikinci bir balon oluştu. Bu balon, bugün yarın patlama noktasındadır. Çünkü ABD, üretimi kurtarmaya dönük hiçbir şey yapmadı. Finans sektörüne destek verip, üretime vermeyince; ikinci balonun önünü açtılar. Çok ciddi bir kırılganlığın arifesindeyiz. İlk kriz, finansaldı. Şimdi ekonomik kriz olarak, dalga dalga gelecek. Şirketler Dubai'ye el koyacak
Dubai'yi niye batırmak istiyorlar? Bir ülkeyi batırırlarsa ne olur? Şeyh Maktum, bütün şirketlerin CEO'su olarak her şeye imza atmış. Dubai'nin metrosu, elektriği, içme suyu, bütün turistik tesisleri ipotek olarak verilmiş. Bunun özeti şudur: Uluslararası şirketler, Dubai'ye el koyacaktır. Niçin el koyacaklar?
Çok açık, İsrail devleti Körfez'e açılmış olacak. Bu topraklar, 3-4 tane Yahudi şirketinin eline geçecektir. Bu kadar basit. Bunun bedeli para değildir. 3 yahudi şirketinin operasyonu Peki, bu kadar yatırım ve sıcak paraya rağmen Dubai'deki kriz nasıl patlak verdi?
Dubai World, bütün bu projeleri yapmak için 6-7'si İngiliz olan 10 kadar yabancı bankadan, yaklaşık 2 yıl önce 54 milyar dolarlık kredi kullanıyor. Ve bu kredinin süresi, Aralık 2009'dan itibaren önümüzdeki Mayıs'a kadar parça parça doluyor. İkinci gün önce Moody's açıkladı. Dubai'nin borçları 80 değil 100 milyar dolar diye. Kişisel bilgilerim, El Maktum'un şahsi borçlarıyla birlikte 150 milyar dolarlık bir borcun üzerinde. Peki, yabancı bankalar, bu kredileri verirken, nerden toplayıp veriyorlar? Dünyada bir kriz var. Bu fonu, halktan topladığı mevduatlardan vermiyorlar. Çünkü bunlar büyük rakamlar. Banka, gidip parası olandan alıyor. Dünyada, anormal büyüklükte sermayesi olan gruplar var. Bu grupların en büyüğü, Yahudi kökenli iş dünyası. Şu anda dünyada en büyük 10 şirketin, 6 tanesi Yahudi'dir. Bunların da 1,2,3.sü hep Yahudi şirketidir. Dubai'nin bu borçları ödemesinin imkanı yok mu?
Dubai'nin bir yıllık GSMH'nin toplamı 75 milyar dolar. Şimdi 150 milyar dolardan fazla borcu varsa, o ülkenin 2 yıldan fazla yemese içmese, kontağı çevirmese, elektrik düğmesini açmasa ancak ödeyebilir. Yani fiziken, Dubai iflas etmiştir. Kriz nasıl çıktı? Neden ödeme planları işe yaramayacak?
Dubai, büyük rakamlarda borç için bankalara başvurduğu zaman, bankalar kendi sermayelerinden çok azını karşılayabilir durumdalardı. Onlar büyük sermayedar olan fon gruplarından, kendi bankalarında oluşturdukları Dubai fonuna para topladılar. Ve Dubai hükümeti, Kurban bayramı öncesi (biz ödeyemiyoruz bize süre verin) diye bağırdığında; zaten bankalar, bu kredileri uzatmaya hazırdı. Ama sorun havuza para koyan, 3 büyük Yahudi işadamı ve ailesine ait şirketlerin uzatmayacaklarını bildirmesiyle ortaya çıktı. Yani Yahudi şirketlerinin operasyonu mu var?
Şüphe götürmez. Eğer siz bir ülkeyi batacak noktaya getiriyorsanız, bundan yararlanırlar. Bankalar, topladıkları sermaye fonlarıyla tekrar anlaşırlarsa, roll-over denilen kredinin faizinin ödenerek, yeniden yapılandırılmasına gidebilir. Ama şu anda bankaların Dubai'nin borçlarını ödeyebilecek durumu yok. Olmadığının en güzel göstergesi, bu açıklamanın ertesi günü Lloyds'un İngiltere'deki hisseleri yüzde 29 oranında değer kaybetti. Royal Bank of Scotland zaten hazine tarafından 35 milyar pound yardıma uğramış şirket. Bu bankalara, iki yıldır batmaması için İngiliz devleti fon kullanıyor. Bunlar bu paraları taşıyamazlar. Normalde müşteri batırılamaz. Müşteri krize girince, belli bir sürede, borçlarını ödemesine göz yumulur. Ancak benim perdenin arkasında gördüğüm resim, asıl bu paraların sahipleri uzatmıyorlar. Yani müşteriyi batırmak istiyorlar. İlgili Link İçin Tıklayınız...  |